Takriben iki hafta önce partisinin gurup toplantısında “Milli Mücadelede Kuvâ-yi Milliye ne ise Hamas’ta odur” diyen parti genel başkanının bu sözü, o günden bugüne kadar geçen yaklaşık iki haftalık süre içinde gündemden hiç düşmedi.
Merak edip araştırmışsınızdır ama bir de ben anlatayım Hamas’ın ne olduğunu ve siz karar verin, “Milli mücadelede Kuvâ-yi Milliye ne ise Hamas’ta odur” sözünün doğru olup olmadığına!
Hamas’ın Kuvâ-yi Milliye’ye benzeyip benzememesini boşgeçin, Hamas Kuvâ-yi Milliye’ye karşı kurulmuş bir örgüttür.
Anlatayım:
100 yıl önce milli mücadele sırasında, bir İngiliz zırhlısına binerek ülkeyi terkeden Padişah Vahdettin’in Şeyhülislamı Mustafa Sabri, Kuvâ-yi Milliye’den zerre kadar hazetmeyen, Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal’e idam fermanı çıkartan, işte bu İngiliz kuklası sarıklı adamdı. İngiliz Muhipleri Cemiyeti ile İslam Teali Cemiyeti’nin kurucularından biriydi. ‘Mustafa Kemal ve onun çevresinde toplanan Kuvâ-yi Milliye kahpedir’ diyordu.
Kurtuluş Savaşı kazanılınca, tıpkı Padişah Vahdettin gibi Şeyhülislam Mustafa Sabri de İngiliz zırhlısına binerek ülkeyi terk etti. Atina’ya sığındı. Atina’da gazete çıkardı ve bu gazetede “Türklükten istifa ediyorum, töğbe yarabbi Türklüğüme” dediği makaleler yazdı. Yetmedi, “elimden gelse bütün Türkleri Arap yaparım” diye devam eden makalelerini sürdürdü. Bu makalelerine Atina daha fazla tahammül edemedi ve Mustafa Sabri’yi sınırdışı etti. Sınırdışı edilen Mustafa Sabri önce Suudi Arabistan’a oradan da Kahire’yi gitti.
1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve ardından 1924 yılında ‘Hilafet’ kaldırıldı. 1926 yılında Mekke’de nüfusu Müslüman olan tüm ülkelerin katıldığı Uluslararası İslam Konferansıdüzenlendi. Konferansa Türkiye de Büyükelçi düzeyinde katıldı. Yavuz Sultan Selim’in Kahire’den alıp İstanbul’a getirdiği Hilafet makamının geleceği konuşuldu ve konferansta sonuç olarak böyle bir makama gerek olmadığı kararı verilerek hilafet gündemden çıkarıldı.
Ancak İngiliz istihbaratı böyle düşünmüyordu. Yavuz Sultan Selim’in Kahire’den İstanbul’a getirdiği hilafet yeniden Kahire’ye getirilecekti.
Ve 1928 yılında, yani bu konferanstan iki yıl sonra Kahire’de İhvan (Müslüman Kardeşler Örgütü) kuruldu.
İngiliz istihbaratının öncülüğünde Kahire’de kurulan ‘İhvan’ yani ‘Müslüman Kardeşler Örgütü’ Türkiye Cumhuriyeti’nde hilafeti kaldıran ‘Atatürk Devrimlerine’ karşı, ‘Kuvâ-yi Milliye’ye karşı, hatta Modern Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kurulmuştu. İhvan’ın kurucusu Hasan El Benna adında biriydi. Örgütü kurduktan sonra yaptığı ilk konuşmasında “hilafeti biz temsil ediyoruz” derken göz yaşlarına boğuluyor ve sonraki konuşmalarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı bir nefret iklimi oluşturuyordu.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile taban tabana zıt olan bu İhvan örgütünün kuruluşunda en büyük destekçi, tabii ki İstanbul’dan bir İngiliz zırhlısı içinde fare gibi ambara saklanıp kaçan (Şeyhülislam) Mustafa Sabri idi.
Müslüman Kardeşler Örgütü’nün kurucusu Hasan El Benna, Mustafa Sabri’ye çuvalla para verip (tabi o paraların kaynağı İngiliz istihbaratı idi) onu saflarına kattı. Kitaplarını yayımladı. İstanbul’la Kahire arasında mekik diplomasisi yapmasını sağlayarak onun İstanbul’daki öğrencileri aracılığı ile Müslüman Kardeşler Örgütü’nün fikirlerini Türkiye’ye taşıdı.
Zaman içinde Hasan El Benna’dan sonra Müslüman Kardeşler Örgütü’nün liderliğini bir çok kişi yaptı. 2011 yılına gelindiğinde Müslüman Kardeşler Örgütü’nün lideri Muhammed Mursi’ydi. Mursi aynı zamanda Mısır Devlet Başkanı idi. Mursi öldüğünde sayın hükümetimiz Muhammed Mursi’yi ‘şehit’ ilan etti. Hutbede ülkemizin kurucusu Atatürk’e lânet okuyan Diyanet İşleri Başkanı Mursi için gıyabında cenaze namazı kıldırdı.
Yani sayın hükümetimiz Müslüman Kardeşler Örgütü ile ‘aynı safta’ yer alıyordu.
1951 doğumlu ve beş kardeşin en büyüğü olan Muhammed Mursi lisans eğitimini 1975 – 1978 yılları arasında Kahire Üniversitesi'nde yaptı. Mühendislik doktorasını 1982 yılında Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde tamamladı ve aynı yıl Northridge Kaliforniya Eyalet Üniversitesi'nde doçent oldu. Burada görevi 1985 yılına kadar sürdü. Ardından eğitim vermek için Mısır'daki Zagazig Üniversitesi'ne geçti.
İdeolojik bakımdan yakın olduğu Müslüman Kardeşler hareketi içerisinde siyasete atıldı.Muhammed Mursi 2000 ve 2005 yılları arasında Mısır Halk Meclisinde milletvekili oldu. Müslüman Kardeşler'in yasal olarak seçime katılmaları mümkün olmadığından parlamentoya bağımsız siyasetçi olarak girdi. Tam beş yıl Mısır Halk Meclisi üyeliği yaptı. 2011 Mısır Devrimi'ne muhalif bir lider olarak destek verdi ve 30 Nisan 2011 tarihinde Müslüman Kardeşler'in kurduğu, Özgürlük ve Adalet Partisi'nin başkanı seçildi.
2012 Mısır başkanlık seçimlerinde Müslüman Kardeşler'in aday gösterdiği Hayrat Şatır'ın adaylığı düşünce, yerine Muhammed Mursi seçildi. Seçimin ilk turunda %25.5 oy aldı ve ikinci tura girmeye hak kazandı. İkinci turda da %51.73 oy alarak, Mısır’ın 5. Devlet Başkanı oldu.
2012 ve 2013’de, Mısır protestoları adıyla bilinen, 3 Temmuz 2013 tarihinde yapılan büyük gösteriler sonucu Mısır ordusu askeri bir müdahale ile yönetime el koydu. Mursi ise darbeyi kabul etmediğini açıkladı ve yandaşlarına direnmelerini söyledi. Muhammed Mursi gözaltına alındı ve ev hapsinde tutuldu.
16 Mayıs 2015 günü mahkeme tarafından idam cezasına çarptırıldı. 16 Haziran 2015 günü hakkında açılan "casusluk" davasından müebbet hapse mahkûm olurken, "cezaevi baskınları" davasında ise mahkeme idam kararını onadı. Sağlık durumunun kötüye gitmesinden sonra, 17 Haziran 2019 tarihinde Kahire’de öldü. Anadil düzeyinde çok iyi İngilizce bilmekteydi.
Müslüman Kardeşler Örgütü’nün kuruluşundan yıllar sonra 1997 senesinde ikisi Kanadalı sekiz kişi bir suikasti gerçekleştirmek için Ürdün’ün başkenti Amman’da sıcak bir Eylül günü buluştular. İş adamı ya da turizmci kılığına bürünmüş bu sekiz kişiden iki Kanadalı suikast planını Vasfi Altal caddesinde uygulamaya koydu.
Suikaste uğrayacak kişinin şoförünün uyanık davranması sonucu Amman polisinin devreye girmesi ile kurban ölümden dönmüş, ardından durumdan haberdar edilen Ürdün Kralı Hüseyin’in ABD Başkanı Bill Clinton üzerinden kurduğu mekik diploması sonucu suiksati gerçekleştiren bu kişilerin MOSSAD ajanı olduğu ortaya çıktı. İsrail yakalanmıştı. Suikastçiler İsrail’in, İbranice ‘süngü’ anlamına gelen, suikast timi Kidon’un üyesiydiler.
Suikastle öldürülmek istenen kişi ise Hamas lideri Halid Meşal’di.
Batı Şeria'da Ramallah'ın kuzeyindeki Silvad köyünde doğan Hamas Lideri Halid Meşal, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail'in Batı Şeria'yı işgal etmesinden sonra ailesiyle beraber Kuveyt'e göç etti. Kuveyt Üniversitesi'nde fizik öğrenimi gördü. Öğrenciliği sırasında yürüttüğü öğrenci liderliği ile Yaser Arafat ve Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Filistin Sorunu'ndaki üstünlüğüne karşı çıktı. Bu amaca yönelik olarak Filistinli Öğrenciler Birliği adlı öğrenci grubunun liderliği için El Fetih'le rekabet eden İslamcı Hak Bloğunu kurdu. Çünkü Mısır’daki Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Kuveyt’teki uzantısıydı. Yani Yaser Arafat’ın Filistin Kurtuluş Örgütü, Halid Meşal’e göre Filistin haklarının savunuculuğunda yeterli olmadığı gibi yeterli derecede de Müslüman değildi.
1983 yılında bir Arap ülkesinde Filistin konulu bir kapalı toplantı yaptı. Batı Şeria, Gazze Şeridi ve sürgünde yaşayan Filistinli mültecilerin katıldığı toplantı Hamas'ın kuruluşu yolunda bir kilometretaşı oldu.
Sayın halkımız Filistin’in hepsini aynı Filistin olduğunu zannediyor ama hangi Filistin?
Hamas, bizzat Filistin Kurtuluş Örgütünü yok etmek için kurulmuştur! Müslüman Kardeşler Örgütünün ideolojisi ile FKÖ’nün Filistin davasının yerine Hamas’ı monte etmeyi amaçlamıştır.
Hamas asla Filistin değildir. Hamas Şeyh Ahmet Yasin tarafından kurulmuş ve kurulur kurulmaz Halid Meşal örgütün Kuveyt temsilciliğini üstlenmiştir. Zaman içinde Hamas’ın liderliğine yükselen Halid Meşal’i bir fıs fıs aerosol ile Ürdün’ün Amman kentinde suikastle yok etmek istemişlerdi.
Halid Meşal’e suiksat düzenleyip yakalanan Mossad ajanları Ürdün’de hapse atıldı. Bu durumdan yani şerden hayır çıkarmayı amaçlayan Kral Hüseyin, İsrail’de hapiste bulunan Hamas lideri Şeyh Ahmet Yasin’i gündeme getirerek takas teklif etti. Şeyh Ahmet Yasin tahsilini Kahire’de Elehzer Üniversitesi’nde Sosyoloji ve Psikoloji tahsili yaparak gerçekleştirmiş, bu arada Müslüman Kardeşler Örgütü’ne katılmıştı. Üniversite tahsilinden sonra Gazze’ye döndü ve Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Filistin kolunu kurarak örgütü Gazze’ye taşıdı. Burada üniversiteden bir arkadaşı ile Hamas’ı kurdu. Müslüman Kardeşler Örgütü Gazze’ye taşınarak Hamas olmuştu. Şeyh Ahmet Yasin artık İsrail’in nefret figürüydü.
Takas teklifi İsrail tarafından kabul edilerek takas gerçekleştirildi. Tekerlekli sandalyeye mahkum yaşayan Hamas lideri Şeyh Ahmet Yasin Ürdün’e gönderilirken, Ürdün’deki tutuklu Mossad ajanları İsrail’e gönderildi. İki Hamas liderinden birini hapisten, diğerinin hayatını kurtaran Kral Hüseyin bir teşekkürü hak etmişti.
O hak edilen teşekkür için, Amman’daki 5 yıldızlı Hyat Otel, Radison Otel, Heyzin Otel eş zamanlı canlı bomba saldırısı ile patlatıldı. Müslümanları kurtaran Amman, Müslüman dinci terörün kurbanı olmuştu. Hristiyanların kaldığı otellerdeki Hristiyanları öldürelim diyen ve 57 kişinin öldüğü dinci terör eyleminde 40 tan fazla Müslüman ölmüştü. Ölenler arasında Çağrı filminin Suriye asıllı Amerikalı ünlü yönetmeni Mustafa Akat ve kızı da vardı.
Toparlarsak, buraya kadar anlattığım bu yüz yıllık kronolojide herşey net bir şekilde ortada.
Tekerlekli sandalyeye mahkum Şeyh Ahmet Yasin tarafından temelleri atılıp kurulan Hamas, temelindeki düşünce açısından, bizatihi Türkiye Cumhuriyeti karşıtı olan Mısır’daki İhvan (Müslüman Kardeşler Örgütü) Hareketidir.
Hamas ise asla Filistin değildir. Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Filistin’deki silahlı uzantısıdır.
Takriben iki hafta önce partisinin gurup toplantısında “Milli Mücadelede Kuvâ-yi Milliye ne ise Hamas’ta odur” diyen parti genel başkanı 22 senedir sömürülen bir ülkenin cehaletinde yararlanmak isteyerek, tarikat cemaat zır cehaletine ve liberal yarı aydın sömürge solcularına yutturmaya çalışıyor!
Asla ve katta, Hamas ile Kuvâ-yi Milliye birbirinin aynısı değildir. Hamas, Mısır’dan gelen kökenleri itibarıyle, orada yeşeren tohumları itibarıyle Kuvâ-yi Milliye’ye karşı kurulmuş bir örgüttür. Kökenleri itibarıyle Türk karşıtı bir örgüttür. Kökenleri itibarıyle “Ankara hükümeti kahpedir” diyen Şeyhülislam Mustafa Sabri zihniyetinin ürünüdür.
.
Kuvâ-yi Milliye Fare Gibi Tünellerde Saklanmadı!
Müfit Semih Baylan
Yorumlar